ABD’li otomotiv devleri Tesla ve General Motors, uzun süredir sessizce ilerleyen ancak etkileri giderek büyüyen bir stratejik dönüşümle gündeme geliyor. Elektrikli araç pazarında liderliği hedefleyen markalar, son iki yıldır tedarik zincirlerini Çin’den bağımsız hale getirmeye odaklanmış durumda. Özellikle COVID-19 döneminde yaşanan küresel parça krizleri, elektrikli araçların artan bileşen ihtiyacı ve ABD–Çin arasındaki ekonomik gerilimler, bu dönüşümün temel motivasyonları arasında yer alıyor.
Bugün gelinen noktada Tesla da GM de sadece bazı parçaları değil, neredeyse tedarik zincirinin tamamını yeniden şekillendirmek için tedarikçilerine açık uyarılar gönderiyor. ABD’de üretilecek modeller için Çin’den alınan bileşenlere kapılar kademeli şekilde kapanırken, üreticiler farklı ülkelerde yeni kaynak arayışına giriyor.
Tedarik zincirini yeniden kurma kararı aslında pandeminin ilk yıllarında yaşanan kırılmaların doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. O dönemde Çin’deki üretim duruşları, küresel çip krizinin büyümesi ve konteyner taşımacılığındaki ciddi darboğazlar, markaların maliyet hesaplamalarını altüst etmişti. Ancak bugün kararın arkasındaki tek sebep üretim gecikmeleri değil. ABD’nin Çin menşeli bileşenlere uyguladığı yüksek gümrük vergileri, maliyet planlamasını öngörülemez hale getirdi. Bir parçanın bir sonraki ay yüzde 25 daha pahalı olup olmayacağının belli olmaması, şirketler için risk yönetimini zorlaştıran bir etken oldu.

Tesla bu konuda en agresif adımı atan marka olarak öne çıkıyor. Şirket, ABD’de üretilecek araçlardan Çin üretimi parçaları tamamen çıkarmak için 2024’te tedarikçilerine resmi bildirimde bulundu. Bu kararın ardından Tesla ile çalışan birçok tedarikçi alternatif üretim merkezleri aramaya başladı. Şirketin nihai hedefi ise önümüzdeki 1–2 yıl içinde ABD’de ürettiği tüm modelleri Çin dışı kaynaklarla üretmek.
İşin ilginç tarafı, Tesla’nın Çin içindeki operasyonlarının tam ters yönde ilerlemesi. Şanghay fabrikası hem şirketin en yüksek üretim hacmine sahip tesisi hem de en yüksek yerelleşme oranına ulaşmış üretim merkezi konumunda. Model 3 ve Model Y üretiminde kullanılan parçaların yüzde 95’inden fazlası Çinli tedarikçilerden geliyor. Tesla’nın ülkede 400’den fazla yerel tedarikçiyle çalıştığı bilinirken, bu şirketlerden 60’tan fazlası markanın küresel tedarik ağına entegre durumda. Bu nedenle Tesla’nın Çin’den tamamen kopması kısa vadede mümkün görünmüyor; strateji daha çok ABD pazarını Çin etkisinden ayırmaya odaklanıyor.
General Motors’un yaklaşımı da benzer yönde gelişiyor ancak GM’nin takvimi daha uzun vadeli bir yeniden yapılanmaya işaret ediyor. GM yönetimi, Çin’den tedarik edilen hem ham maddelerin hem de elektronik bileşenlerin alternatif kaynaklara taşınması için tedarikçilere net talimat verdi. Şirket, ABD’de satılacak modellerde Çin bağımlılığını tamamen sonlandırmak için tedarikçilere 2027 yılına kadar kesin bir süre tanıdı. Bu kararın arkasında son aylarda artan jeopolitik gerilimler ve ABD–Çin ticaret ilişkilerinin yeniden sertleşmesi yatıyor.
Tesla ve GM’nin hızla benimsediği “de-China” stratejisinin arkasında, yalnızca maliyet kontrolü değil çok daha kritik bir endişe bulunuyor: tedarik riskinin tek merkezde toplanması. Otomotiv sektörü, özellikle elektrikli araçlarda Çin’in önemli bir çip ve batarya bileşeni tedarikçisi olması nedeniyle tek bir bölgeye bağımlı kalmanın potansiyel risklerini artık daha somut şekilde görüyor. Çin ile Hollanda arasında yaşanan çip ihracatı geriliminin Tesla içinde ciddi bir alarm yarattığı biliniyor. Olası bir ihracat kısıtlamasının çip akışını durdurması, elektrikli araç üretiminde telafisi zor bir duruma yol açabilir.

ABD hükümetinin temiz enerji yatırımlarını ve yerli üretimi artırmaya yönelik teşvik politikaları da bu dönüşüme ivme kazandırıyor. Elektrikli araçlarda yerli batarya ve yerli bileşen kullanımına sağlanan devlet destekleri, otomotiv markalarının tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmasını daha cazip hale getiriyor. Bu durum hem Tesla’nın hem GM’nin ABD merkezli üretimi güçlendirme politikasını hızlandıran bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.
Tüm bu gelişmeler, küresel elektrikli araç rekabetinin yeni bir dönemine işaret ediyor. ABD’li üreticilerin Çin’den uzaklaşması kısa vadede maliyetleri artırabilir, ancak uzun vadede daha stabil bir tedarik zinciri oluşturma hedefi ağır basıyor. Tesla ve GM’nin bu strateji değişikliği, önümüzdeki yıllarda diğer üreticiler için de örnek teşkil edebilir. Özellikle Avrupa ve Japonya merkezli markaların da Çin bağımlılığını azaltmaya yönelik adımlar attığı düşünüldüğünde, küresel otomotiv tedarik haritasının hızla yeniden şekillendiği açıkça görülüyor.
Otomotiv analistlerine göre, bu dönüşüm yalnızca ticaret savaşlarının bir sonucu olarak değerlendirilmemeli. Elektrikli araçların yaygınlaşması, yazılım ve donanım entegrasyonunun önem kazanması ve arz güvenliğinin stratejik hale gelmesi, üreticileri daha çok yönlü tedarik modelleri geliştirmeye zorluyor. Tesla ve GM’nin attığı adımlar da bu yeni dönemin habercisi niteliğinde.
Önümüzdeki süreçte en kritik soru, üreticilerin Çin dışındaki ülkelerden gerekli parçaları ne kadar hızlı ve uygun maliyetle temin edebileceği olacak. Ancak görünen o ki ABD otomotiv devleri, bu riskli bağımlılığı azaltma konusunda kararlı ve küresel tedarik zinciri önümüzdeki birkaç yıl içinde tamamen farklı bir yapıya bürünebilir.
Kaynak: https://www.wsj.com/business/autos/tesla-china-parts-supply-chain-639efc84



