2025 yılı, Türkiye otomotiv sektörü açısından yalnızca bir büyüme yılı değil, aynı zamanda tüketici alışkanlıklarının köklü biçimde değiştiği bir dönem olarak kayıtlara geçti. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin açıkladığı veriler, otomobil ve hafif ticari araç pazarının artık eski dengelerle açıklanamayacak kadar farklı bir noktaya geldiğini açıkça gösteriyor. Toplam pazarın 1 milyon 368 bin adedi aşması, son 10 yılın ortalamasının çok üzerinde bir performansa işaret ederken, bu büyümenin arkasındaki asıl hikaye ise segment, gövde tipi ve motor tercihlerinde yaşanan dönüşümde gizli.

2025’te Pazar Büyüdü Ama Asıl Değişim Tercihlerde
Ocak–Aralık 2025 döneminde otomobil ve hafif ticari araç pazarı bir önceki yıla göre yüzde 10’un üzerinde büyüyerek 1.368.400 adet seviyesine ulaştı. Bu artış, yüzeyde bakıldığında güçlü bir talep göstergesi gibi görünse de veriler detaylı incelendiğinde, büyümenin sadece adet artışından ibaret olmadığı anlaşılıyor. Sıfır otomobil satışları 1.084.496 adede ulaşırken, hafif ticari araç pazarı da 283.904 adetle dikkat çekici bir performans sergiledi.
Özellikle yılın son ayı olan Aralık 2025, pazarın nabzını tutmak açısından önemli ipuçları verdi. Aralık ayında toplam pazarın yüzde 12’nin üzerinde büyümesi, yılın genelindeki ivmenin yıl sonunda da devam ettiğini gösterdi. Daha da çarpıcı olan ise hafif ticari araç satışlarının Aralık ayında yüzde 27’nin üzerinde artış kaydetmesi oldu. Bu tablo, ticari kullanımın yanı sıra bireysel kullanıcıların da bu araçlara olan ilgisinin arttığını düşündürüyor.

SUV Hakimiyeti Artık Tartışmasız
2025 verileri, Türkiye otomobil pazarında SUV modellerin artık bir tercih olmaktan çıkıp ana akım haline geldiğini net biçimde ortaya koyuyor. Yıl boyunca satılan otomobillerin yaklaşık yüzde 62’si SUV gövde tipine sahip araçlardan oluştu. 671 bin adedi aşan bu satış rakamı, sedan ve hatchback modellerin toplamını geride bırakacak bir seviyeye ulaşmış durumda.
Sedan modeller yüzde 22’nin biraz üzerinde pay alırken, hatchback araçlar yüzde 14 seviyesinde kaldı. Bu değişim, kullanıcıların daha yüksek oturma pozisyonu, geniş iç hacim ve çok yönlü kullanım beklentilerinin giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor. SUV’lerin artık sadece büyük şehirlerde değil, Türkiye genelinde tercih edilmesi bu dönüşümün kalıcı olduğuna işaret ediyor.

Segmentlerde C Sınıfı Ağırlığı Devam Ediyor
Segment bazında bakıldığında, pazarın büyük bölümünü yine A, B ve C segmenti araçlar oluşturdu. Vergi avantajlarının da etkisiyle bu üç segment toplam pazarın yüzde 80’inden fazlasını kapsadı. Özellikle C segmenti, 600 bine yaklaşan satış adediyle yüzde 55’in üzerinde pay alarak liderliğini sürdürdü.
B segmenti otomobiller 292 bin adedin üzerinde satışla pazarın dörtte birinden fazlasını oluştururken, A segmenti daha sınırlı bir payda kaldı. Orta ve üst segmentlerde ise adetler görece düşük olsa da, D ve üzeri segmentlerdeki artış oranları, daha donanımlı ve yüksek fiyatlı araçlara olan ilginin de tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Hibrit ve Elektrikli Araçlar Yükselişini Sürdürüyor
2025 yılının belki de en dikkat çekici başlığı, motor tipleri tarafında yaşanan değişim oldu. Benzinli otomobiller hâlâ en yüksek paya sahip olsa da, paylarının belirgin biçimde gerilediği görülüyor. Buna karşın hibrit ve elektrikli araç satışlarında güçlü bir artış söz konusu.
Hibrit otomobiller yıl genelinde yaklaşık 295 bin adetlik satışla pazarın yüzde 27’sini aşan bir paya ulaştı. Elektrikli araç satışları ise 190 bin adedin üzerine çıkarak yüzde 17’nin üzerinde pay aldı. Bu rakamlar, birkaç yıl öncesine kadar niş kabul edilen teknolojilerin artık geniş kitlelere ulaştığını gösteriyor.
Elektrikli araçlar içinde hem daha düşük motor gücüne sahip modellerin hem de yüksek performanslı versiyonların satışlarının artması, pazarın sadece tek bir kullanıcı profiline hitap etmediğini ortaya koyuyor. Bu durum, önümüzdeki yıllarda ürün çeşitliliğinin daha da artacağına işaret ediyor.

Otomatik Şanzıman Artık Standart Haline Geldi
2025 verileri, manuel şanzımanın otomobil pazarındaki ağırlığını neredeyse tamamen kaybettiğini gösteriyor. Satılan otomobillerin yaklaşık yüzde 95’i otomatik şanzımanlı araçlardan oluştu. Manuel şanzımanlı araçların payı ise yüzde 5 seviyesinde kaldı.
Bu tablo, kullanıcıların konfor beklentisinin ne kadar belirgin hale geldiğini ortaya koyuyor. Özellikle şehir içi kullanımda otomatik vitesin sunduğu rahatlık, artık vazgeçilmez bir kriter olarak öne çıkıyor.

Hafif Ticari Araçlarda Van Gövde Tipi Öne Çıkıyor
Hafif ticari araç pazarında ise van tipi araçlar açık ara liderliğini sürdürdü. Yıl boyunca satılan hafif ticari araçların yaklaşık dörtte üçü van gövde tipine sahip modellerden oluştu. Kamyonet, pickup ve minibüs gibi diğer gövde tipleri daha sınırlı paylar aldı.
Dizel motorlar bu segmentte hâlâ ağırlığını korusa da, elektrikli ve benzinli hafif ticari araçların satışlarındaki artış dikkat çekici. Bu durum, ticari kullanıcıların da maliyet ve çevre faktörlerini daha fazla dikkate almaya başladığını gösteriyor.

10 Yıllık Ortalama Geride Kaldı
2025 yılı verileri, yalnızca bir önceki yıl ile değil, son 10 yılın ortalamalarıyla karşılaştırıldığında da çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Toplam pazar, 10 yıllık Aralık ayı ortalamasının yaklaşık yüzde 58 üzerinde gerçekleşti. Benzer şekilde otomobil ve hafif ticari araç pazarları da uzun dönem ortalamalarının çok üzerinde seyretti.
Bu tablo, Türkiye otomotiv pazarının artık daha yüksek bir hacmi kalıcı olarak taşıyabilecek bir yapıya doğru ilerlediğini gösteriyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği, önümüzdeki dönemde ekonomik koşullar, fiyat politikaları ve yeni model çeşitliliği gibi pek çok faktöre bağlı olacak.
Genel Değerlendirme
2025 yılı, Türkiye otomotiv pazarında yalnızca rakamların değil, alışkanlıkların da değiştiği bir yıl olarak öne çıktı. SUV’lerin baskın hale gelmesi, hibrit ve elektrikli araçların hızla yaygınlaşması ve otomatik şanzımanın neredeyse standart haline gelmesi, sektörün yeni yönünü net biçimde ortaya koyuyor.
Bu veriler, önümüzdeki yıllarda otomobil üreticileri ve distribütörler için yol gösterici bir tablo sunarken, tüketicilerin beklentilerinin de artık çok daha net ve talepkar olduğunu gösteriyor. 2025’te atılan bu adımlar, Türkiye otomotiv pazarının geleceğine dair güçlü sinyaller veriyor.




