Hibrit Skandalı: Gerçek Tüketim 4 Kat Fazla

batarya

Avrupa’da gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, şarj edilebilir (plug-in) hibrit otomobillerle ilgili önemli bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Elektrikli motor ile benzinli motoru bir arada sunan bu modeller, resmi katalog verilerinde son derece düşük yakıt tüketimi vaat ediyor. Ancak gerçek kullanım verileri bu iddialarla örtüşmüyor.

Almanya merkezli Fraunhofer Institute tarafından yapılan çalışma, yaklaşık 1 milyon aracı kapsayan geniş bir veri setine dayanıyor. Araştırma sonuçlarına göre şarj edilebilir hibrit otomobiller, resmi test verilerine kıyasla ortalama yüzde 300’den fazla daha fazla yakıt tüketiyor. Bu oran, otomotiv dünyasında ciddi bir tartışma başlatmış durumda.

 

Resmi Testler İle Gerçek Yol Verileri Neden Farklı?

Avrupa’da uygulanan Worldwide Harmonized Light Vehicles Test Procedure test standardı, araçların laboratuvar ortamında ölçülen tüketim değerlerini esas alıyor. Bu testlerde tipik bir şarj edilebilir hibrit modelin 100 kilometrede yaklaşık 1,5 litre civarında yakıt tükettiği belirtiliyor.

Ancak gerçek yol verileri incelendiğinde tablo değişiyor. Araştırmaya göre ortalama tüketim 100 kilometrede 6 litreyi aşıyor. Bu da resmi verilerin yaklaşık dört katı anlamına geliyor.

Geleneksel benzinli otomobillerde laboratuvar ile gerçek kullanım arasında yüzde 15-20 seviyesinde fark görülmesi normal kabul ediliyor. Fakat hibritlerdeki bu büyük uçurum, sistemin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

 

elektrik şarj

Elektrikli Modda Bile Benzin Tüketiliyor

Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise “batarya öncelikli sürüş” modunda bile benzinli motorun sık sık devreye girmesi. Soğuk hava koşulları, ani hızlanmalar veya bataryanın düşük doluluk seviyesi gibi durumlarda içten yanmalı motor çalışmaya başlıyor.

Bu durum sürücünün tamamen elektrikli sürüş yaptığını düşündüğü anlarda dahi yakıt tüketiminin devam etmesine neden oluyor. Sonuç olarak araç, teoride çevreci bir profil çizerken pratikte klasik bir benzinli otomobil gibi davranabiliyor.

 

Lüks Markalarda Şarj Oranı Daha Düşük

Araştırmada markalar arasında da dikkat çekici bir eğilim ortaya çıktı. Beklenti, pahalı otomobil sahiplerinin evlerine şarj ünitesi kurarak araçlarını daha sık şarj etmesi yönündeydi. Ancak veriler bunun tam tersini gösterdi.

Özellikle Porsche kullanıcılarının önemli bir kısmının araçlarını neredeyse hiç şarj etmediği tespit edildi. İncelenen binlerce araç içinde yarısından fazlasının bataryasını düzenli olarak doldurmadığı belirlendi. Bu da ağır bataryanın sadece ek ağırlık taşıdığı, asıl sürüşün benzinli motorla yapıldığı anlamına geliyor.

Benzer tablo Bentley ve Ferrari gibi lüks markalarda da gözlemlendi. Buna karşılık daha ulaşılabilir fiyatlı markalarda şarj alışkanlığının daha yaygın olduğu görüldü.

 

elektrik şarj

Vergi Avantajı Mı, Gerçekten Çevreci Mi?

Şarj edilebilir hibrit modeller birçok Avrupa ülkesinde düşük emisyon değeri sayesinde vergi avantajı elde ediyor. Ancak gerçek tüketim değerleri resmi rakamların çok üzerindeyse, bu avantajın çevresel karşılığı da tartışmalı hale geliyor.

Araştırmaya göre mevcut hesaplama yöntemi değiştirilmezse önümüzdeki 20 yıl içinde milyonlarca ton ek karbon salımı ortaya çıkabilir. Bu nedenle Avrupa’daki düzenleyiciler, 2027 itibarıyla test ve hesaplama yöntemlerini güncellemeyi planlıyor. Amaç, katalog verileri ile gerçek kullanım arasındaki farkı azaltmak.

 

Sürücü Davranışı Belirleyici Rol Oynuyor

Uzmanlara göre sorunun önemli bir kısmı sürüş alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Şarj edilebilir hibrit otomobillerden beklenen verim, düzenli şarj edildiğinde ve kısa mesafelerde elektrikli mod ağırlıklı kullanıldığında elde ediliyor.

Ancak araç şarj edilmeden uzun mesafelerde kullanıldığında sistem, ekstra batarya ağırlığı nedeniyle standart benzinli otomobilden bile daha fazla yakıt tüketebiliyor. Bu nedenle bu tip modeller, düzenli şarj imkanı olan kullanıcılar için mantıklı bir seçenek olarak öne çıkıyor.

 

plug in hibrit

Sonuç: Etiket İle Gerçek Arasında Büyük Uçurum

Yaklaşık 1 milyon aracı kapsayan bu geniş çaplı çalışma, şarj edilebilir hibrit otomobillerin kağıt üzerindeki düşük tüketim değerlerinin günlük kullanımda çoğu zaman yakalanamadığını net biçimde ortaya koydu.

Önümüzdeki dönemde test prosedürlerinin güncellenmesi ve daha şeffaf tüketim verilerinin sunulması bekleniyor. Bu gelişmeler, hem tüketicinin doğru bilgilendirilmesi hem de çevresel hedeflerin gerçekçi temellere oturtulması açısından kritik önem taşıyor.

 

Kaynak: https://publica-rest.fraunhofer.de/server/api/core/bitstreams/5df5c196-f86d-442a-8b0a-77e866c9cba3/content

BENZER HABERLER