Otonom sürüş teknolojileri her geçen gün gelişirken, sürücünün araç içindeki rolü de köklü biçimde değişiyor. Autoliv ve Tensor ortaklığıyla geliştirilen katlanabilir direksiyon sistemi, bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İlk kez seri üretime yakın bir modelde kullanılacak bu yenilik, sürüş deneyimini sadece teknik değil, psikolojik açıdan da yeniden tanımlamayı hedefliyor. Direksiyonun tamamen ortadan kaybolduğu bu senaryoda, sürücü koltuğunda oturan kişinin araca olan güveni her zamankinden daha önemli hale geliyor.
Direksiyon Ortadan Kayboluyor, Alan Kazancı Öne Çıkıyor
Yeni sistemde araç, Seviye 4 otonom sürüş moduna geçtiğinde direksiyon simidi otomatik olarak katlanıyor ve ön konsolun içine doğru geri çekiliyor. Bu sayede sürücünün önündeki alan genişliyor ve kabin daha ferah bir yaşam alanına dönüşüyor. Direksiyon kolonuyla aynı açıyla aşağı doğru katlanan bu yapı, klasik kokpit algısını tamamen değiştiriyor. Direksiyonun olmadığı bu kullanımda araç, yol ve çevre kontrolünü tamamen kendi üstleniyor. Sürücü ise artık direksiyon başında bir operatör değil, yolculuğun pasif bir parçası haline geliyor.
Otonom Modda Farklı, Manuel Modda Farklı Güvenlik Yaklaşımı
Direksiyonun katlanabilir hale gelmesi, beraberinde önemli bir güvenlik sorusunu da gündeme getiriyor. Çünkü geleneksel araçlarda hava yastığının önemli bir bölümü direksiyon simidinin içinde yer alıyor. Autoliv ve Tensor bu sorunu çift hava yastığı mantığıyla çözmüş durumda. Araç manuel sürüşteyken, direksiyon içindeki hava yastığı devrede kalıyor. Otonom sürüş moduna geçildiğinde ise gösterge paneline entegre edilen farklı bir hava yastığı aktif hale geliyor. Şirketler, her iki senaryoda da yolcu güvenliğinin aynı seviyede sağlandığını özellikle vurguluyor.

Ekranlar ve İç Mekan Deneyimi Değişiyor
Direksiyonun geri çekilmesiyle birlikte sadece sürüş değil, eğlence anlayışı da değişiyor. Otonom moda geçildiğinde orta konsoldaki ekran sürücünün önüne doğru kayarak daha rahat bir kullanım sunuyor. Araç kontrolü tamamen sistemlere bırakılırken, yolculuk süresi bir dinlenme veya eğlence anına dönüşüyor. Bu yaklaşım, otomobilin sadece bir ulaşım aracı değil, hareket halindeki bir yaşam alanı olarak konumlandırıldığını açıkça gösteriyor.
Tensor Robocar Bu Teknolojinin İlk Sahibi Olacak
Katlanabilir direksiyon sistemi ilk olarak Tensor Robocar modelinde kullanılacak. Lüks crossover SUV sınıfında konumlandırılan bu araç, yıl içinde piyasaya sunulacak. Modelin Vietnam’da üretileceği ve özel kullanım için tasarlandığı biliniyor. Robocar, yüksek kapasiteli bataryası ve gelişmiş algılama sistemleriyle dikkat çekiyor. Çok sayıda kamera, radar, lidar ve sensörle donatılan araç, çevresini sürekli izleyerek otonom sürüşün gerektirdiği veri akışını sağlıyor. Bu yapı, katlanabilir direksiyon gibi radikal çözümlerin güvenli şekilde hayata geçirilmesinde kilit rol oynuyor.
Gelecekte Direksiyon Bir Seçenek Haline Gelebilir
Bu teknoloji, otomotiv dünyasında önemli bir kırılma noktası olarak görülüyor. Direksiyonun sabit bir zorunluluk olmaktan çıkıp, ihtiyaç halinde devreye giren bir donanım haline gelmesi, sürüş kavramını yeniden tanımlıyor. Özellikle şehir içi kullanımda otonom sürüşün yaygınlaşmasıyla birlikte, direksiyonun tamamen geri planda kaldığı araçlar daha sık karşımıza çıkabilir. Ancak bu dönüşüm, sürücünün araca duyduğu güvenle doğru orantılı olarak ilerleyecek.
Kaynak: https://www.carscoops.com/2026/01/this-steering-wheel-folds-and-retracts-when-you-go-autonomous/









