Enerji maliyetlerini düşürmek ve dışa bağımlılığı azaltmak isteyen ülkeler alternatif yakıt çözümlerine hız verirken, Hindistan dikkat çekici bir projeyle öne çıkıyor. Ülkede inek gübresinden elde edilen biyolojik sıkıştırılmış doğal gaz (Bio-CNG), artık otomobiller, hafif ticari araçlar ve üç tekerlekli ulaşım araçlarında yakıt olarak kullanılmaya başlandı. Üstelik bu sistem yalnızca çevreye katkı sağlamıyor; çiftçilere ek gelir kazandırırken otomotiv sektörüne de yeni fırsatlar sunuyor.
Hindistan’ın Gujarat eyaletindeki Banaskantha bölgesinde faaliyet gösteren Bio-CNG tesisi, Japon otomotiv üreticisi Suzuki ile Asya’nın en büyük süt kooperatiflerinden Banas Dairy iş birliğiyle hayata geçirildi. Günlük yaklaşık 600 ila 700 aracın yakıt aldığı tesis, ülkenin alternatif enerji yatırımlarında önemli bir örnek olarak gösteriliyor.

İnek Gübresi Yakıta Dönüşüyor
Projede her gün yaklaşık 88 ton büyükbaş hayvan gübresi çevredeki 16 köyden toplanıyor. Tesise getirilen organik atıklar özel biyogaz üretim sürecinden geçirilerek sıkıştırılmış biyolojik doğal gaza dönüştürülüyor. Elde edilen yakıt ise doğrudan CNG uyumlu araçlarda kullanılabiliyor.
Bu sistem sayesinde hem metan gazının atmosfere salınması önleniyor hem de atıklar ekonomik değere dönüştürülüyor. İşlem sonunda geriye kalan organik madde ise doğal gübre olarak yeniden tarımda kullanılıyor. Böylece hem enerji hem de tarım tarafında döngüsel bir üretim modeli oluşturuluyor.

Çiftçiler İçin Yeni Bir Gelir Kaynağı
Projenin en dikkat çeken yönlerinden biri de kırsal bölgelerde yaşayan üreticilere sağladığı ekonomik katkı. Çiftçiler tesise teslim ettikleri her kilogram gübre için ödeme alıyor. Günlük yüzlerce kilogram gübre satan üreticiler, süt ve tarım gelirlerinin yanında düzenli bir ek kazanç elde ediyor.
Bazı çiftçiler, kendi araçlarında da yine bu tesiste üretilen Bio-CNG yakıtını kullanıyor. Böylece hem yakıt maliyetleri düşüyor hem de üretimden tüketime kadar uzanan yerel bir ekonomi modeli oluşuyor.

Benzinden Daha Uygun Fiyatlı
Bio-CNG’nin tercih edilmesindeki en önemli nedenlerden biri ekonomik avantajı. Tesiste satılan biyolojik doğal gazın kilogram fiyatı yaklaşık 80 rupi seviyesinde bulunurken, bu rakam birçok bölgede benzin fiyatının yaklaşık 20 rupi altında kalıyor.
Yakıt giderlerinin önemli bir maliyet kalemi olduğu Hindistan gibi büyük pazarlarda bu fiyat farkı milyonlarca sürücü açısından önemli bir tasarruf anlamına geliyor. Özellikle ticari araç kullanıcıları için düşük işletme maliyeti büyük avantaj sağlıyor.

Suzuki’den Alternatif Yakıta Büyük Destek
Projeye yatırım yapan Suzuki, yalnızca araç üretmekle yetinmeyip bu araçların kullanacağı yakıt altyapısının gelişmesine de katkı sağlıyor. Şirket, sıkıştırılmış gaz kullanan otomobillere olan talebin önümüzdeki yıllarda daha da artacağını öngörüyor.
Yetkililer, devlet desteklerinin devam etmesi halinde biyolojik doğal gazın birkaç yıl içerisinde ülkenin enerji denkleminde çok daha büyük pay alabileceğini değerlendiriyor. Böylece CNG altyapısı daha da güçlenirken alternatif yakıt kullanan araçların sayısının artması bekleniyor.

Büyük Şirketler De Yatırım Yapıyor
Hindistan’ın önde gelen sanayi grupları da biyogaz üretimine yatırım yapmaya başladı. Artan enerji ihtiyacı ve ithal yakıta bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda özel sektörün ilgisi giderek büyüyor.
Ülke yönetimi de yeni teşvik programları üzerinde çalışıyor. Planlanan desteklerle biyogaz üreticilerine ödenen fiyatların artırılması ve ülke genelinde yüzlerce yeni biyogaz tesisinin kurulması hedefleniyor.
Hedef Büyük Ama Önünde Engeller Var
Her ne kadar proje umut verse de yaygınlaşmasının önünde önemli zorluklar bulunuyor. Biyogaz tesislerinin kurulumu yüksek yatırım maliyeti gerektirirken, üretilen gazın tüketim noktalarına ulaştırılması da ayrı bir altyapı yatırımı istiyor.
Bugün Hindistan’ın günlük doğal gaz tüketiminin önemli bölümü ithalatla karşılanırken, mevcut biyolojik gaz üretimi toplam ihtiyacın oldukça küçük bir kısmını oluşturuyor. Uzmanlar, 2030 hedeflerine ulaşılabilmesi için hem kamu hem de özel sektör yatırımlarının hızlanması gerektiğini vurguluyor.
Buna rağmen Banaskantha’daki tesis, biyolojik atıkların ekonomik değere dönüştürülebileceğini somut olarak ortaya koyuyor. Hem çiftçilerin gelirini artıran hem yakıt maliyetlerini düşüren hem de çevresel fayda sağlayan bu model, dünyanın enerji dönüşümünde dikkat çeken örneklerden biri olmaya aday görünüyor.




